Türk Adı Makale

“Bunlar deri çadırlarda oturan göçebe insanlar, bir süre bir yerde kalıp, sonra başka yere gidiyorlar. Yol üstünde bunlara ait çadırların her yanda kurulu olduğunu görüyoruz. Yasayışları güç, ama kendileri de yollarını yitirmiş gibi davranıyorlar. Onları tanrıya bağlayan bir dinleri yok. Mantıklarını da kullanmı­yorlar. Hiçbir şeye tapmıyorlar. Başlarındakilere “bey” diyorlar, içlerinden biri Bey’e danışmak istediği zaman ona gidip, “Bey, falanca işte ne yapayım?” diye soruyor. Ne yapacağına, araların­da yaptıkları toplantıda hep birlikte karar veriyorlar. Ama ka­rarı verip uygulamaya geçecekleri zaman, içlerinden en basit, en aşağılık olanları bile ortaya çıkıp, karara karşı gelebiliyor.”

“Kadınları, ne kendi erkeklerinin ne de yabancıların yanında peçe kullanıyor; vücutlarını da örtmüyorlar. bir gün bir Oğuz’un evinde oturuyorduk. Karısı da yanımızdaydı. Biz konuşurken kadın bir ara vücudunun görünmemesi gereken bir tarafını açıp kaşıdı… Hepimiz gördük. Hemen ellerimizle gözlerimizi kapa­tıp, “Allahım, sen bize günah yazma.” diye yakardık, koca­sı güldü. Çevirmenimize şunları söyledi: “Sizin, önünüzde açılmamızın nedeni, gördüğünüz halde kendinizi tutmayı öğrenesiniz diyedir, çünkü ulaşamazsınız; böyle olması, gizli olup da elde edilebilir olmasından daha iyidir.”

“Zina bu insanlara çok yabancı ama birisinin zina işlediğini öğrenirlerse, onu iki par­çaya ayırıyorlar. Bunu yapmak için günahkârı iki ağacın dalla­rına bağlıyorlar, sonra deviriyorlar ağaçları, adam ikiye bölünüyor.” (Homoseksüelliğin de Türkler arasında çok büyük günah sayıldığını karşılaştığı bir örnekle açıklar.)

“Günlerimi evin içine başka bir ev gibi kurulmuş keçe bir Türk çadırında geçiriyordum. O çadırda kalın giysilere, kürklere sarılıp yatıyordum, ama yine de sık sık yanağım donup yastığıma yapışıyordu…”

“oğuzlar doğal gereksinimden sonra bile kendilerini yıkamıyorlar. Seminal sıvının pisliğini de temizlemiyor, vücutlarını arın­dırmıyorlar. Özellikle kış gelince suya dokunmak istemiyorlar sanki. Oğuz komutanı, heyetimizin kendisine armağan ettiği yeni kaftanı giymek için sırtındaki işlemeli kaftanı çıkardığında, iç giysilerinin kirden çürümek üzere olduğunu gördük. Bu insan­ların geleneğine göre ten üstüne giyilen iç giysi eskiyip parçalanıncaya kadar üstten çıkarılmıyor.”

İbn-i Fad­lan bir Türk’le yan yana yolculuk ederken, Türk ona ya­kınmış: “Halife bizden ne istiyor? Öldürecek bizi bu soğuk­ta! Ne istediğini bilsek, hemen verir kurtulurduk.” demiş. İbn-i Fadlan buna cevap olarak, “Bütün istediği, ‘Allah’tan başka Tanrı yoktur’ demeniz” diye karşılık verince, Türk gül­müş: “Doğru olduğunu bilsek, söylerdik.”

Advertisements
This entry was posted in Uncategorized and tagged , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s