TALAT PAŞA HATIRALARI

HATIRALARIMI NEDEN KALEME ALDIM?

Birçok kimse hatıratımı yazmak için beni teşvik ettiler, muhtelif cemiyetler bu maksatla bana müracaat, hatta bu hususta maddi menfaat teklif ettiler. Meşrutiyetten önce ve sonra ”İttihat ve Terakki Fırkası’nın” kurulması hakkındaki hatıralarımı ve o zamanki iç ve dış siyasete müteallik (ilişkin) hadiseleri siyasi bir hatıra defteri şeklinde değil, fakat tarihi bir tenkid halinde sonradan yazmayı tasavvur etmiştim. Ancak, asırlardan beri devam edegelmiş sinsi bir siyasetin bugün Osmanlı devletine arzu ettiği şekli vermek üzere ileri sürdüğü haksız ithamlara tahammül edemeyeceğimden aşağıdaki izahları mufassal (ayrıntılı) hatıralarıma giriş ve aynı zamanda da haksız ithamlara cevap olarak yazmaya karar verdim. Bildiğim hadise ve hakikatleri burada tam olarak sıralamaya imkân yoktur. Fakat söyleyeceklerimin hepsi hakiki hadisattan ibarettir.
Şark meselesi gösterildiği gibi bir insanlık ve Hıristiyanlık meselesi değil, bilakis bir nefret ve menfaat meselesidir. Türk devletinin dahili işlerine yapılan müdahaleler hep buna müstenittir (dayandırılmıştır). Filhakika Türk devletinin, Türkler de dahil, bütün tebaasına iyi muamele temin eden muntazam bir idare kurmaya muvaffak olduğunu iddia etmek bir cürettir. Fakat bu husustaki hatayı yalnız Türklere yüklemek de doğru değildir. Rusların Yahudilere ve Müslümanlara ve hatta, müstebit Çarlığa karşı gelen Hıristiyanlara yaptıkları vahşet her ne kadar insanlık hislerini galeyana getiriyorsa da Avrupa’nın insaniyetperver diplomatları bu hususta en küçük bir söz söylemek cesaretini gösteremediler. Rusya hakkındaki en ufak bir şikâyetin harbe sebebiyet verebileceğini biliyorlardı; bunun için susmayı tercih ettiler. Hürriyetin hamisi rolünü takınan, hukuku beşer (insan hakları) beyannamesini neşreden Fransa, vahşi ve müstebit Çarlığa her türlü yardımda bulunmaktan utanmadı ve 1871 harbinden sonra bu müstebit devletle bir ittifak dahi yaptı. Almanya’ya karşı kuvetli bir Rusya kurulacaktı. Çarlığın istibdadı sağlamlaştırıldı. Rusya’nın Türk ıslahat teşebbüslerine karşı çıkardığı manilere göz yumuldu. Türkiye’nin ıslahat yapması hiçbir zaman ciddi olarak arzu edilmedi. Muahedelerde adı geçen ıslahat mahiyet itibarıyla birer müdahaleden başka bir şey değildir. Bir devletin idaresindeki terakki ve ıslahat onun siyasi ve iktisadi istiklaline tâbidir (bağlıdır).

TÜRKİYE’YE YAPILAN HAKSIZLIKLAR

Bir taraftan Türkiye ıslâhat yapmaya zorlanırken diğer taraftan da müdahale ve himayeyle siyasi ve kapitülâsyonlar vasıtasıyla da iktisadi istiklalini büsbütün ortadan kaldırabilmek için Türkiye’ye tâbi olan milletler ayaklanmaya teşvik ediliyordu.
Bir Türk şairine göre bu gibi ıslâhat tavsiyeleri, elleri kolları bağlandığı halde koşması istenen bir insana benziyordu.
Buna mukabil, İngiltere, ancak siyasi menfaatlerinin zoru ile Türkiye’nin ve bilhassa İstanbul’un Ruslar tarafından işgalini önledi; Ayastafanos muahedesinin Berlin muahedesiyle tadili ancak bu sebebe müstenit idi (dayanırdı). Fakat Almanya’nın askeri ve iktisadi bakımlardan gösterdiği şayanı hayret derecede çabuk terakki, Bismark tarafından ittifakı müsellesin tesisi (üçlü ittifakın kurulması) ve bilhassa Alman deniz kuvvetlerinde büyük İngiliz donanmasına tehlikeli bir rakip olacak derecede görülen inkişaf, İngiltere’nin az sevilen Çarlıkla birleşmesi neticesini doğurdu. O günden itibaren Türkiye, Avrupa devletlerinin hiçbirinden velevki onun menfaat için dahi olsa, en ufak bir yardım görmedi. Birleşmiş olan taraflardan her biri şark meselesini kendi maksatlarına uygun bir şekilde halletmeye çalışıyordu.
Babıâli mevcudiyetini temin için o zamana kadar siyasi tezatlardan istifade ederken devletler arasındaki muvazene (denge) ve ayrılıklar artık kendi aleyhine dönmüştü. Üçlü ittifak ile ikili ittifakın münasebetleri ve bilhassa üçlü ittifakın kendi âzası arasındaki münasebetler o derece gerginleşmiş ve görüşlerde o derece ayrılık başgöstermişti ki, devletlerden hiçbiri şark meselesi siyasetinden vazgeçmiyordu. Devletler gruplarından her biri belki başka bir şekil altında olmak üzere kendi menfaatlerini temin etmeye çalışıyordu. Türkiye’nin Paris ve Berlin muahedeleri ve devletlerin garantisi ile temin edilmiş olan mevcudiyetine bu muahedeleri imzalamış olan devletlerden hiçbiri riayet ve hürmet etmiyordu.
I

MEŞRUTİYETİN İLANI

1908 senesinde Jön Türkler tarafından Meşrutiyet ilan edildiği zaman Türkiye’nin Avrupa karşısındaki siyasi durumu bu vaziyette idi.
İhtilâl, hükümet şeklindeki değişiklik, memleket içinde bir çok mücadelelere ve karışıklıklara sebebiyet vermişti; muvakkat bir zayıflık baş göstermişti. Abdülhamid’in keyfi idaresi merkezde ve vilayetlerde hususi bir zümre yetiştirmişti. Bunlar geniş mikyasta kendi menfaatlerini temine çalışıyor, bu esnada da zavallı halk tamamıyla eziliyordu. Bu zümre mensuplarını müşterek menfaatleri birbirine bağlıyordu. Hükümet merkezinde nazırlar ve saray mensupları İstanbul’daki hempalarıyla nasıl sıkı sıkıya birleşmiş ve karşılıklı olarak birbirlerine yardım etmekte idiyseler, vilayetlerdeki zenginler ve eşraf da nazırlar ve saray mensuplarıyla sıkı temasta olup halkı istismar etmekte devam ediyorlardı. Bu zümrenin bir kısmı da muhtelif ekalliyetlerden (azınlıklardan) müteşekkildi. Yunanlılar, Bulgarlar, Sırplar, Ermeniler, Araplar, Kürtler ve Arnavutlar; Türkiye’yi inhitata (yıkılışa) ve ölüme sürüklemekte olan Abdülhamit hükümetinden iki türlü menfaat teminine çalışıyorlardı.
Bir taraftan Yunanlılar bu hükümetin devamının devletin muhakkak olarak çökmesiyle neticeleneceğini anlıyor ve kendilerini de bilhassa Rumeli’de onun mirasçısı olarak görüyorlardı (1). Diğer taraftan da patrikhanenin elde ettiği imtiyazlar ve askeri hizmetten muafiyetleri sayesinde manevi bir istiklâl de kazanmışlardı. Büyük mikyasta rakipsiz olarak ticaret yapabiliyor ve bu seretle de büyük servetler temin ediyorlardı.
Bulgarlarla Ermeniler bir Avrupa müdahalesiyle kendi istiklâllerini temin etmek maksadıyla Abdülhamid’in keyfi idaresini ileri sürüyorlardı.
Kürtlerle Arnavutlar ise, sarayın himayesine sığınmışlar, hükümet yüküne iştirak etmeksizin şahsen büyük istifadeler elde ediyorlardı.
Araplara gelince, bunlar kendi menfaatlerini içlerinden Hıristiyan ve Müslüman olanların büyük mevkilere geçmesinde ve birçok hususi imtiyazlar elde etmelerinde görüyorlardı. Bu suretle menfaatlerini temine çalışan Arnavut, Kürt ve Araplar da yukarıda bahsettiğim zümreye dahildi. Hıristiyan halkının sefaleti Müslümanlarınkinden farksızdı.

JÖN TÜRK HAREKETİ

Jön Türk hareketi memlekete müsavat (eşitlik) hürriyet ve adalet getirmek emeliyle ortaya atılmıştı. Bu prensibi temin maksadıyla Jön Türkler, Araplar, Yunanlılar, Arnavutlar, Türkler vesaire gibi yurttaki bütün milletleri birleştirmeyi, bu suretle de sevgili vatanın selamet ve terakkisi için birlikte çalışabileceklerini zannediyorlardı. Fakat ihtilâli takip eden hadiseler maalesef bambaşka bir çehre gösterdi. Yunanlılar, İttihat ve Terakki’nin asıl niyetlerinin tahakkuk etmemesi için bu birliğe şiddetle muhalefet ettiler; müsavat ve hürriyet onların maksat ve menfaatlerine mugayirdi (karşıydı). Müsavat demek, bütün vatanperverlerin menfaat ve mesaide (çalışmada) müsavatı demekti.
Fakat Meclis’te umumi askeri hizmete karşı şiddetle mukavemet eden Yunanlılar olmuştu. Tabiidir ki, müsavat ile hususi imtiyazların telifi kabul değildi. Osmanlılık fikri ise Elenizm için bir tehlike idi. ”Osmanlı” tabirinden asabileşen Serfiçe Mebusu Boşo Efendi, Meclisin hitabet kürsüsünden alenen onun için Osmanlılığın ”Osmanlı Bankası”ndaki ”Osmanlı”dan fazla hiçbir şey ifade etmediğini söylemek küstahlığını gösterdi. Bu itibarla Yunanlı mebuslar bu gibi işlerde daima hükümet projelerine muhaliftiler ve mürtecilerle (gericilerle) birleşiyorlardı.

Advertisements
This entry was posted in Uncategorized and tagged , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s