Likya Yolu

Likya Yolu yokuştur. Ama bene na?

Küçük Bir Özgürlük

Likya Yolu Fethiye’den Antalya’ya kadar olan, dünyanın en iyi 10 uzun mesafe doğa yürüyüşü rotası arasında gösterilen 509 km’lik bir yol. Bu yolun rehber kitabı ve haritası mevcut. Yürüyüş esnasında yolunuzu kayalara veya ağaçlara konan kırmızı beyaz işaretler sayesinde buluyorsunuz. Ayrıca bazı kavşak noktalarında sarı tabelalar var. Bir çok antik şehir ve mükemmel Akdeniz doğası size eşlik ediyor. Kesinlikle tavsiye ederim.

2012’de rotanın başladığı yer olan Fethiye Ovacık’tan Kabak koyuna kadar eşimle birlikte yürümüştüm. Çadırmızı da kelebekler vadisinde kurmuştuk. Daha sonra ben bir gece kamplı olarak Xhantos’a kadar yürümüştüm.

2016 yılının Şubat ayında beş gün olarak planladığım bu etaba Xhantos’tan başlayıp, Antiphellos’ta yani Antalya’nın Kaş ilçesinde bitirdim. Bu seferki yürüyüş 120 kilometreydi. Konaklama için çadır değil otel, pansiyon ve köy evi tercih ettim. Bir dahaki etabı Kaş’tan başlayarak planlayacağım.

Yürüyüşe çıkmadan en az bir hafta önce çantanızın içinde neler olacağına dair bir fikriniz olmalı. Eşyalarınızı yerleştirmeden önce benim yaptığım gibi…

View original post 256 more words

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Sıvış Yılı

osmanlıda güneş ve ay takvimlerinin aynı anda kullanılmasından ötürü çıkan karışıklıkları önlemek amacıyla, her 33 yılda bir yıl atlanması ile gerçekleşen hadise..

Osmanlı maliyesi asırlar ‘boyu, hem güneş hem de a y yılın ı
kombine eden karışık bir mâlî yıl kullanıyordu. Bunlardan güneş
yılı hazinenin gelir teşekkülüne ve ay yılı da harcamalarına, özellikle
ulûfe dağıtımına, uygun düşüyordu. Ancak bu ik i yı l 11 gü n
farketaıektedir. Osmanlı devrinin astronomları olan müneccim-başı-
lar kadar maliye teşkilâtı da bunu biliyor ve bu farlatan dolayı bi r
takım aksaklık olduğundan §üphe edildiğinde, devletin günlük geJîr-gideri
denk olduğu takdirde buı farkın önemi yok diyorlardı 3
‘.
Aslında bu bakımdan pek te haksız sayılmazlardı. Fakat böyle bi r
günlük gelir-gider ontalaması hesabı teşebbüsüne henüz raslıyamadım.
Bununla beraber mukataa satışları halinde iltizam bedeline,
<4efâvüt-i şemsiye » adı altında bir miktar zam yapılıyor, hazineye
giren altın para ile iri bir gümüş para olan guruş düşük bir kurdan
almıyor ve ödemelerde daha yüksek bir kur üzerinden veriliyordu1
*,
Bu kur farkı gelirine «tefâvüt-i basene ve guru§7> deniyordu. Her
i k i tefavüt, hazineye munzam bir’ gelir sağlıyordu. Amma bu gibi
yarım tedbirler (kesin sonuç vermekten uzaktır.
Önce hazinenin günlük gelii’-giderin’in denk olup olmadığı meç­
hul oidukdan başka, eşitliği halinde dahi gelirin teşekkül v e ulûfe
Ödemeleri için bunun tahsisi biriken zaman farkının yaratacağı
güçlükler çok nahoş sonuçlar vermeğe kafidir.

Posted in tarih | Tagged , | Leave a comment

Son Olaylar Işığında Türkiye ve KKTC İlişkileri ve Çözüm Önerileri

Baransel Mızrak


KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibi Mustafa Akıncı, Türkiye ile olan ilişkiler için “Yavru vatan değiliz, kardeş ülkeyiz” kelimesini kullanmış buna karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan “KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ağzından çıkanı kulağı duyması lazım” diyerek tepki göstermişti. Bu sözler çok konuşuldu ve çok tartışıldı. KKTC’ye bakışımız nasıl olmalıdır? Şimdi bunu inceleyelim.

Burada ilk olarak bakmamız gereken Kıbrıs Türk ve Rum tarafı arasındaki siyasi ve ekonomik gelişmişlik farkıdır. Siyasi olarak bakıldığında Kıbrıs Rum tarafının uluslararası alanda Kıbrıs adasının tümünün temsilcisi olarak tanındığı ve KKTC’nin ise tanınmadığı bilinen bir vakıadır. KKTC’nin tanınmamış olması bir yana Rum kesiminin ısrarla meşru yönetim, Türklerin de ayrılıkçı görülmesi AB örneğinde olduğu gibi Rumları çözümsüzlük yönündeki tutumlarının devamına yol açmıştır. Bu bağlamda denilebilir ki uluslararası toplum gerçekten Kıbrıs’ta çözüm istiyorsa Türklerin ada’da Rumlarla birlikte egemen toplum olduğunu tanıması gerekir. Aksi takdirde Kıbrıs meselesinin çözümü zordur. İnşa edilecek düzen Rumların egemen olduğu Kıbrıs Cumhuriyetinin bir devamı niteliğinde de olmamalıdır. Tabi ki her iki toplumun…

View original post 528 more words

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Sakine Baturay

Sakine Hanım, Erzurum İspir ilçesi Baksır-Kındız köyü doğumlu. Babası Hasan Reis. Samsun’da eşraftan Ömer zadelerin yanında takada çalışıyor.
Romanya’-Köstence’den Samsun’a petrol taşıyorlarmış. Yani her ne kadar Hasan Reis Erzurumlu ise de gurbetçi. Sakine hanım 1896 doğumlu. Nüfus kağıdına göre Samsun doğumlu. Ancak o kayıtta bir tutarsızlık olduğu bellidir.
Sakine hanım 1911 veya 1912 de Muhsin adlı birisi ile evlenmiş. Bu evlilikten Lütfü adında bir çocuk olmuş. Ancak çocuk ayakları içe doğru 90 derece dönük.. Yani sakat. Bu arada kocası Muhsin bey Yemen harbinde askerde kalmış. Köy Ermenilerin katli¤¤¤¤¤ uğramış.
Sakine hanım tek sakat çocukla kışın 2,5 ay süren bir yolculuktan sonra Samsun’a babasına sığınmış. Ermeni mezalimini görmüş; özellikle kazığa oturtulmuş Müslümanların nasılda öldürüldüğüne şahit olmuş Sakine hanım.
Samsun’a varınca önce oğlunun düzgün yürüyebilmesi için devlet hastanesine yatırır. Hastanede ortopedist Amerikalı doktorlar vardır. Amerikalı doktorlar oğlunu tedavi ederken Sakine hanım diğer hastalarla da ilgilenir. Yani bir bakıma gönüllü hasta bakıcıdır. Bu durum Amerikalı doktorların dikkatini çeker. Oğlu Lütfü ameliyatla tedavi olur. Ama Sakine hanım hasta bakıcı olarak işe alınır. Bu arada Amerikalı doktorlardan İngilizce ve Latin alfabesini öğrenir. Sakine Hanım girişken, aktif ve zeki biridir. Hele hele konumu hastabakıcı da olsa şehirde ne olup bittiğini saati saatine öğrenmektedir.
Şehre Mustafa Kemal’in geleceği öğrenince eşraftaki kişilerle beraber tek kadın olarak iskelede karşılar.

Posted in Uncategorized | Tagged , , | Leave a comment

Sabri Ülgener Hayatı

Mehmet Fehmi Efendi ile Emine Behice Hanım’ın ikinci çocukları olarak
dünyaya gelen Ülgener’e babası ve annesi kendi babalarının ilk isimlerini
vermişlerdir. Bu şekilde isim vermek aslında Anadolu’da bir gelenekti. Mehmet
Fehmi Efendi’nin babası İsmail Efendi, Emine Behice Hanım’ın babası ise Hasan
Sabri Paşa’dır. Böylece doğan çocuğun ismi İsmail Sabri oluyordu.1
Ülgener’in hayatı ile ilgili aslında en ayrıntılı bilgilere ulaşmak mümkündür.
Bu da O’nun yakın arkadaşı ve öğrencisi olan Prof. Dr. Ahmet Güner SAYAR’ın
çalışmaları sayesinde daha da mümkün hale gelmiştir. Sayar, 1998 yılında neşrettiği
Bir İktisatçının Entelektüel Portresi Sabri F. ÜLGENER adlı eserinde bu konuda
araştırmacılara büyük ölçüde yardımcı olmuştur. “…Ülgener’in hayatı ile ilgili
çalışma kaynaklarını Sayar’ın hocası için hazırlamış olduğu eser ve Ülgener’in
vefatını müteakip İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası’nın Ülgener için
hazırlanmış olan Ülgener’e Armağan sayısı oluşturmaktadır. Bu kaynaklardan başka
bilgilerin varlığı söz konusudur. Ancak bu iki kaynak özellikle de Sayar’ın eseri
Ülgener’in hayatı konusunda temel oluşturmaktadır.
2
Sabri Ülgener İstanbul doğumludur. Fakat baba tarafı Safranbolu kökenlidir.
Ülgener’in dedesi eğitim için İstanbul’a gelmiş ve bu durumda babası da dedesi ile
İstanbul’a gelmek zorunda kalmıştır. Dedesinin medrese eğitimi için İstanbul’a
geldiği söylenmektedir. Dedesinin Nakşibendi şeyhliği yaptığı bilinmektedir.
Dolayısıyla denebilir ki, Ülgner’in ailesi Osmanlı’nın ilmiyye sınıfına dahildi. Ve
dolayısı ile Ülgener de bu yönde ilmini ailesi yanında informel olarak tamamlamıştır.
Buna karşın annesi ise askeriyeye mensuptur. Behice Hanım İstanbullu’dur.
Babası Hasan Sabri Paşa’dır. Dolayısıyla Osmanlının son dönemlerindeki askeriye
ve ilmiye sınıfı arsındaki sürtüşme bu evliliğe yansımış, çeşitli sıkıntılara rağmen bu
izdivaç gerçekleşmiştir. 3
1
ÖZKİRAZ, Ahmet, Sabri F. Ülgener’de Zihniyet Analizi, 2000.s.29, Ankara, a yayınevi 2
ÖZKİRAZ, Ahmet, Sabri F. Ülgener’de Zihniyet Analizi, 2000.s.30, Ankara, a yayınevi 3
SAYAR, Ahmet Güner, Bir İktisatçının Entellektüel Portresi Sabri F.Ülgener, 1998.s.45, İstanbul,
Eren Yayıncılık 2
Bu iki çiftin çocukları olarak Ülgener, 1911’de İstanbul’da dünyaya gelmiştir.
İlk tahsilini “ İstanbul Sultanisi”nde tamamlamıştır. Daha sonra bu okul İstanbul
Erkek Lisesi olması dolayısıyla buradan 1932 yılında mezun olmuştur. Devlet
okullarında devam eden bu eğitim diğer taraftan evde babası tarafından da dini
eğitim verilerek eksikler giderilmeye çalışılmıştır. Babası O’na medrese tarzı
eğitimler vermekteydi. O da babasının çevresinden olan ilmiye sınıfı mensuplarının
sohbetlerine katılıyordu. Bu kişiler Ülgener’in ilerde üzerinde çalışacağı kişiler
olacaktı. Çünkü onlar O’nun gözünde bir geleneğin, bir kültürün timsalleriydi.
Onlardan alacağı çok olabilirdi. Bu kişiler insanı kırmadan nazikçe konuşurlardı ve
bu aslında bir zihniyetin dışavurumu idi. Onlar Osmanlıdan Cumhuriyet’e kalacak
olan son anlayışın maddeye uzaktan bakma, ona dokunmama geleneğinin belki de
son temsilcileri idiler.
Bu bilgilerin yanında Ülgener baba ocağında bir de hüsn-i hat dersleri
almıştır. Ve bu alışkanlığı ömrünün sonuna değin devam etmiştir. Buradaki hocası
yine sadece babası olmuştur. Ülgner’in bir de Osmanlı şiiri merakı vardır. Bu şiir
merakı da yine O’nun düşünce hayatını belirleyen temel faktörlerden olmuştur. Şiir
konusunda Ülgener kuzeni Nazım Hikmet’le farklı düşünmekteydi. Ülgener şiir
konusunda üstad olarak Yahya Kemal’i görürdü. Kendisi şiir yazamazdı. Ama şiir ve
hüsn-i hat sanatı zihniyet araştırmalarında araç olarak kullanıp aynı zamanda temel
kaynak olarak almıştır.
Ülgener orta okuldan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1935
yılında pekiyi derece ile mezun olur. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Hukuk
Fakültesinin İktisat ve İçtimaiyat Enstitüsüne asistan olarak girer.4
Bu esnada 1933 üniversite reformu ile beraber çok sayıda Alman hoca
Türkiye’ye gelip dersler vermeye başlamıştır. Bunların arasında F.Neumerk,
J.A.Schumpeter ve A.Hansen de vardı. Ülgener J.A.Schumpeter ve A.Hansen ile
bizzat çalışma fırsatı da bulmuştur.

Alıntıdır. Yüksek Lisans tezi. YOK. GOV.TR Tez veritabanı

Posted in Uncategorized | Leave a comment

SAĞLIK HAFTASIYLA İLGİLİ METİN

Sağlık Haftası

Sağlık, insanın en önemli sorunudur. Yaşamak, öğrenmek, iş yapabil­mek için sağlıklı olmak gerekir. Sağlığı bozuk olan, hasta olan kişi görevlerini tam olarak yapamaz. Bunun sonucu olarak da, kendine, ailesine, çevresine, topluma yararlı olamaz.
Sağlıklı kişi mutlu, canlı, hareketli olur. insanların sağlık kurallarını öğrenmesi ve sağlıklı yaşama bilincine kavuşması için Birleşmiş Milletler Örgütü 7-13 Nisan tarihleri arasını Sağlık Haftası olarak kabul etti. Her yıl Sağlık Haftası Birleşmiş Milletler’e üye ülkelerde aynı zamanda değerlen­dirilir. Sağlık Haftası’nın amacı, sağlık bilgisinin ve yardımının geniş halk kitlelerine ulaşmasıdır. Hafta boyunca insan sağlığı konusunda radyolarda konuşmalar yapılır. Televizyonda sağlıkla ilgili programlar sunulur. Gazete ve dergilerde insan sağlığı ile ilgili yazılar yayınlanır. Bu hafta içinde okullarımızda beden sağlığı, beslenme konusunda bilgiler verilir. Sağlığın önemi anlatılır. Sağlıklı olmanın kuralları öğretilir. Birleşmiş Milletler Örgütü, her yıl bir sağlık konusu seçer. O yıl üye ülkelerde konu üzerinde durulur. Seçilen konu bir hastalık ise bu hastalığın tanımı, belirtileri, iyileştirme yöntemleri anlatılır.
İnsanlar çok eski çağlardan beri sağlığın önemini kavramışlardır. ilkçağlarda insan sağlığının bozulması, doğa dışı güçlerin etkisine bağlanı­yordu. Hastalığın iyileştirilmesi için büyücüye başvuruyorlardı. Uygarlığın gelişmesi ile tıp bilimi ilerledi. Hastalıkların nedenleri bulundu, iyileşme yöntemleri gelişti. Bugün büyücülük ilkel toplumlarda kalmıştır. Tıp bilimi her gün yeni buluşlarla insanlığa büyük yararlar sağlıyor.
Tıp bilimi yalnız hastalıklarla, hasta olan insanlarla ilgilenmez, însan sağlığının sürekliliği, insanların hasta olmadan yaşamlarını sürdürmeleri için araştırmalar yapar. Yeni yöntemler geliştirir.
İnsanların sağlıklı yaşamaları için şu konulara dikkat etmeleri gerekir:
l. Sağlıklı olmak için temizliğe önem vermeliyiz.
Temizlik sağlığımız açısından çok önemlidir. Bedenimizin temizliği, kullandığımız eşyaların temizliği yaşadığımız yerin temizliği gibi ayrıntılarla bir bütün oluşturur.
Yalnız bedenimizin temizliği ya da yalnızca eşyalarımızın temizliği bir anlam taşımaz. Biz ne kadar temiz olursak olalım, eşyalarımız, giysilerimiz kirli olursa biz de kirli sayılırız. Bu durumda bit, pire, ve benzeri mikrop taşıyan canlılar, kolayca bizi bulur, biz de hasta oluruz.
2. Sağlığı bozan etkenlerden sakınmalıyız.
a) Yanlış beslenme, gerekli besinleri almama gibi durumlar, beslen­me bozukluğu sonucunu yaratır, bu da sağlığımızı bozar.
b) Alkollü içki, uyuşturucu madde kullanmak da sağlığı bozar.
c) Zehirli böcek ve bazı hayvanların sokması, ısırması zehirlenmemize neden olur.
d) Sağlığın en büyük düşmanı mikroplardır. Çeşitli hayvanlarla, yiyecek ve içeceklerle, solunum yolu ile geçen mikroplara karşı uyanık olmalıyız.
3. Çevremizi temiz tutmalıyız.
Kişiler kendi sağlıklarını korumada dikkatli oldukları gibi çevre sağlı­ğını korumada da dikkatli olmalıdırlar. Bunun için çevremizi temiz tutmalı­yız. Yerlere çöp atmamalıyız. Çevrede sinek, sivrisinek gibi zararlı böceklerin üremesini kolaylaştıracak ortam yaratmamalıyız.
Çevre sağlığını, çevre temizliğini korumak her yurttaşın önemli görevlerinden biridir.
Sağlık öğütlerini tutalım :
Mevsim özelliklerine göre giyinelim. terli iken su içmeyelim. Havasız yerlerde oturmayalım. Spor yapalım.
Yukarda açıklanan kurallara uyalım. Gerektiğinde sağlık kurumlarına başvuralım. Hastaneler, sağlık ocakları dispanserler, başlıca sağlık kurumlarıdır. Bu kurumlar çalışmaları sırasında birbirine yardımcı olurlar.
Sağlığımızla ilgili bir sorunumuz olduğunda hemen doktora gidelim. Doktorların verdikleri ilaçları tarifelere uygun olarak kullanalım. Kısacası doktorların sağlık konusundaki tüm uyarılarına uyalım.

Posted in yaşam | Tagged , , | Leave a comment

ALTUN YARUK ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALAR

1.2. Altun Yaruk Sudur Üzerine Yapılmı ş Çalı şmalar
1991 öncesinde Altun Yaruk üzerine yapılan çalı şmalar hakkında bk. (Ölmez, 1991,
8-11). Mehmet Ölmez’in çalı şmasının giri ş kısmında 1991’e kadar yapılmı ş
çalı şmalar hakkında bilgi bulmak mümkündür. Bu yüzden biz burada, 1991 sonrası
yapılan çalı şmalar hakkında kısaca bilgi vermek istiyoruz.
Kaynaklar üzerine bilgi vermeden önce özellikle üzerinde durmak istedi ğimiz bir
nokta da 2006 yılında S. Raschmann ve A. Semet tarafından Altun Yaruk üzerine
yapılmı ş Çince ve Yeni Uygurca yayınlardan olu şan açıklamalı bibliyografik
kaynakçadır (Raschmann, Semet, 2006, 233-240). Raschmann ve Semet, Altun
Yaruk’la ilgili Uygurca ya da Çince bir kitap içerisinde yer alan çalı şmaları da tespit
etmi şlerdir. Altun Yaruk üzerine yapılmı ş pek çok yayını bulabildi ğimiz bu
bibliyografik kaynakça, içerisinden özellikle VI. kitaba ait göremedi ğimiz Çin’de
yapılmı ş 1991 sonrasına ait birkaç Çince yayın söz konusudur. Bu makale
aracılı ğıyla edindi ğimiz bu bilgileri de çalı şmamızın bütünlük göstermesi açısından
burada zikredece ğiz.
1. Ayup, Tursun, Muhämmätrehim Sayit, Ḳädimki Uy ġur Til – Yeziqidiki Altun
Yaruq , Huihu wen jing guang ming jing. Ürümçi, Şincan Halk Ne şriyatı, 2001, 596
sayfa. 2001 yılında Berlin’de yapılan yukarıda zikretti ğimiz çalı şma dı şında
Şincan’da yapılan bir çalı şma da söz konusudur. Mukaddime / önsöz bölümünün
hemen ardından Altun Yaruk’un bütün bölümlerinin Uygurcasını, denk geldi ği satırı,
tercümesini ve Çincesini içeren bir tablo aktarılır ve Yeni Uygur alfabesi de bir tablo
halinde gösterilir. Altun Yaruk’un Eski Uygurcası Latin harfleriyle verilirken metnin
8
Yeni Uygurca çevirisi ise aynı sayfada Arap harfleriyle birlikte yer alır. Çalı şmanın
transkripsiyon kısmında sonlara do ğru eksik kısımlar oldu ğu görülmektedir.
Alfabetik sözlükten hemen sonra da açıklama (izahat) bölümü gelir ve çalı şma Altun
Yaruk’un el yazmasından ve Radloff-Malov yayınından alınan tıpkıbasımlarla son
bulur.
2. Geng, Shimin, Huihuwen  jinguangming zuishengwangjing dijiujuan changzhe
liushuipin yanjiu, [Eine Untersuchung zum Suvar ṇaprabh āsottamar ājas ūtra in
Altuigurisch, IX. Buch, Kapitel “Jalav āhana, der Sohn Gildemeisters”]. Zhongguo
minzu guwenzi yanjiu , 2. Beijing, 1993, 37-54
Altun Yaruk’un 9. kitabına ait bir bölüm olan “Jalav āhana, der Sohn Gildemeisters”
üzerine yapılmı ş bir incelemedir. (Raschmann, Semet, 2006, 236).
3. Geng, Shimin, Dunhuang tujue huihuwenshudaolun [Einführung in die
altuigurische Literatur aus Dunhuang]. Taipei 1994.
1994 yılında yapılmı ş olan bu çalı şmada, “Altun Yaruk’un Eski Uygurca Edebiyatına
kısa bir giri ş”  bölümü (s. 128-130) söz konusudur (Raschmann, Semet, 2006, 236).
4. Geng, Shimin, Weiwuer gudai wenxian yanjiu [Untersuchungen zur alttürkischen
Literatur], Beijing 2003: 322-336.
Söz konusu çalı şma, Geng Shimin tarafından yapılmı ş olan bir çalı şmanın  yeni bir
yayınıdır (Geng, 1986, 95-101’den aktaran Raschmann, Semet 235). Çince Yijing
versiyonunun Eski Türkçe örneklerle açıklandı ğı bu çalı şma, aynı zamanda 12.
bölümün Çince (Taisho 665) yayımını, Eski Türkçe metnin (Suv 405-414)
transkripsiyon ve açıklamalarını içerir. 322.-336. sayfalar arasını kapsar
(Raschmann, Semet, 2006, 235-236).
337.-350. sayfalar arasında Altun Yaruk’un 25. bölümünün (Suv 598-606) Çince
açıklaması, transkripsiyonu, notlarla birlikte verilir.
5. Wilkens, Jens, Die drei Körper des Buddha (trik āya) , Berliner TurfanTexte XXI,
Jens Wilkens, Brepols, Berlin 2001, 320 sayfa + IX tablo.
Altun Yarok Sudur’un ikinci kitabının ilk bölümünü çalı şmı ştır. Sanskritçesinin
Trik āya oldu ğunu belirten J. Wilkens’ın Die drei Körper des Buddha olarak çevirdi ği
bu bölümün Uygurcası Kertüdin kelmi şlärni ŋ üç ätözin adırtlamak atlıg üçünç bölök
ikinti tägzinç (Hakikatten gelmi şlerin üç vücudunu ayırt etmek adlı üçüncü bölüm
ikinci kitap) şeklindedir. Çalı şma altı bölümden olu şmaktadır: Giri ş, Metin, Metin
Üzerine Açıklamalar, Uygurca Dizin, Kısaltma ve Bibliyografya, Fragmanların
Listesi. Budist ö ğretinin kapsamı içerisine giren Budanın üç ayrı vücutta belirmesini
9
konu alan eser, yakla şık kırk sayfadan olu şan uzun bir giri ş kısmı ile ba şlar ve Altun
Yarok ’un bu bölümü üzerine bilgi verir hemen ardından yukarıda belirtti ğimiz di ğer
bölümler gelir.
6. Kaya, Ceval, Uygurca Altun Yaruk, Giri ş, Metin, Dizin , Ankara 1994, 911 sayfa.
RM yayımının yazıçevrimi ve dizinini içeren bu çalışma Altun Yaruk üzerine 1991
sonrası yapılmı ş ilk çalı şmadır. Eserin giri ş kısmında Altun Yaruk’un, konusuna,
çevirmenin adına, bölümlerine, nüshalarına, Altun Yaruk üzerine yapılan
çalı şmalara, di ğer dillerdeki paralelliklerine, metoduna, transkripsiyon sistemine dair
bilgiler bulmak mümkündür. Hemen ardından ikinci bölüme yani metin bölümüne
geçilir ve 10 kitabın, 31 bölümün yazıçevrimine yer verilir. Mainz nüshasının
Radloff-Malov yayınından ayrılan yönleri metin bölümünde dipnotla gösterilir.
Üçüncü bölümde ise metnin alfabetik dizinine yer verilir. Bunun dı şında çekim ekleri
dizini, sıklık dizini ve sondan dizin yer alır.
7. Mori, Masao, Historical Studies of The Ancient Turkic Peoles III (Eski Türk
Ara ştırmalarının Tarihsel Çalı şması), Tokyo 1997.
Japonca olarak hazırlanmı ş bu çalı şmanın 7. bölümü “A Note on the Uighur Version
of the Suvar ṇaprabh āsa S ūtra” (546-576 arası) Altun Yaruk Sudur’a aittir.
8. Raschmann, Simone-Christiane, “Someketus von der goldenen Trommel”, Indıca
et Tibetica 30 , Bauddhavıdy āsudh ākara ḥ, Studies in Honour of Heinz Bechert On the
Occasion of His 65th Birtday, Ed. Petra Kieffer-Pülz and Jens-Uwe Hartmann,
Swisttal-Odendorf, 1997: 538-542.
S. Raschmann tarafından hazırlanmı ş bu makale, Altun Yaruk’un 2. kitabının 4.
bölümü ( tüldä altun küvrüg körüp k şanti kılmak törtünç bölök ) ile ilgilidir.
9. Raschmann, Simone-Christiane, “Aus den Vorarbeiten F. W. K. Müllers zum
Altun Yaruk Sudur”, Bah şı Ögdisi: 60. Do ğum Yılı Dolayısıyla, Klaus Röhrborn
Arma ğanı, Festschrift für Klaus Röhrborn anläßlich seines  60. Geburtstags , ed. Jens
Peter Laut, Mehmet Ölmez. Freiburg / İstanbul, 1998: 295-304.
Friedrich W. K. Müller tarafından Eski Uygurca 104 fragmanın foto ğrafı ve el
yazısıyla yazılmı ş transkripsiyonu söz konusudur. Bu makalede, Altun Yaruk’a *U
9038 (T III M 56.12) numaralı fragmanın ön ve arka yüzlerinin Müller tarafından el
yazısıyla yazılmı ş olan transkripsiyonu aktarılmı ş ve Simone Raschmann tarafından
10
söz konusu fragmanın transkripsiyonu üzerinde düzeltmeler yapılarak çevirisi
hazırlanmı ştır.
10. Raschmann, Simone-Christiane, “Bruchstück eines Kommentars zur
Beschreibung der zehn bh ūmis ”, Türk Dilleri Ara ştırmaları c. 10 , Festschrift für
György Kara anläßlich seines 65. Geburtstages am 23. Juni 2000 in Berlin. Berlin /
İstanbul 2000: 17-24.
Altun Yaruk’ta 10 bh ūmis ’in geçti ği (Suv 318.2-17) bölüm aktarılır ve 8. 9. ve 10.
bh ūmis ’in ( acal ā, sādhumat ī, dharmamegha ) adlarının yer aldı ğı U 5376 (T I 615)
numaralı fragmanın transkripsiyonu ve çevirisi aktarılır
11. Raschmann, Simone-Christiane, Alttürkische Handschriften Teil 5, Berliner
Fragmente Des Goldglanz-Sūtras, Teil 1: Vorworte und Erstes Bis Drittes Buch ,
Band XIII, 13, Stuttgart 2000. 260 sayfa + 89 tablo.
Altun Yaruk’un birinci, ikinci ve üçüncü kitabının katalog çalı şmasıdır. Çalı şmanın
giri ş kısmında; katalo ğun kapsamı, kullanılan malzemelerin kayna ğı hakkında bilgi
bulabiliriz. S. Raschmann’ın 1’den 70’e kadar el yazmalarına numara verip (B 1, B 2
şeklinde) her yazma hakkında yazmanın sayfa yapısından satır sayısına de ğin
ayrıntılı bilgi verdi ğini görmekteyiz. Giri ş kısmının hemen ardından teknik bir önsöz
yazılır ve 1’den 197’e kadar toplam 228 fragmana numara verilir. Bu 197 fragman,
tek tek ayrıntılı bir biçimde tıpkı el yazması metinde oldu ğu gibi en ince ayrıntısına
(sayfa yapısı, ön ve arka yüzünde kaç satır oldu ğu vs.) varana kadar tanıtılır.
Kısaltma ve kaynakça kısmında hemen sonra ise dört ayrı biçimde katalog hazırlanır.
a. 1’den 197’ye kadar fragmanlara verilen numara esas alınarak katalog
düzenlenmi ştir. Örne ğin;
Katalog numarası Berlin fragmanı  Bulundukları yer El yazması
006   U 3387  T III Xanthippe B 6
(Glass: T III x 512)
b. Berlin fragmanları esas alınarak en küçük sayılı fragmandan ba şlayarak
yani küçükten büyü ğe do ğru sıralanmı ştır. Örne ğin;
Berlin fragmanı  Bulundukları yer Katalog numarası
U 3387   T III Xanthippe  006
c. Bu bölümdeki katalog sisteminde Fragmandaki bulgu (numara) esas
alınarak bir sıralama yapılır.
Bulundukları yer  Berlin fragmanı  Katalog numarası
T III Xanthippe  U 3387   006
11
d. A. von Gabain tarafından verilen numaralar esas alınarak yapılan katalog
El yazması Berlin fragmanı  Katalog numarası
1010 / 24  B 1  U 598   095
Çalı şma, Berlin ve Mainz fragmanlarından alınmı ş foto ğraf örnekleri Almanya’daki
Do ğu el yazmaları için hazırlanmı ş katalog listesi ile son bulur.
12. Raschmann, Simone-Christiane, Alttürkische Handschriften Teil 6, Berliner
Fragmente Des Goldglanz-Sūtras, Teil 2: Viertes und Fünftes Buch , Band XIII, 14,
Stuttgart 2002. 218 sayfa + 50 tablo.
S. Raschmann tarafından hazırlanmı ş bir ba şka katalog da 2002 yılına aittir. Altun
Yaruk’un dördüncü ve be şinci kitabına ait fragmanları içermektedir. 2000 yılında
yayınladı ğı çalı şmasının devamı olan bu katalog, 198 katalog numarasıyla ba şlar ve
400 ile son bulur. Katalo ğu olu şturan teknik hususiyetler hakkında bilgi veren S.
Raschmann, fragmanların her birini tek tek ayrıntılı bir biçimde (sayfa yapısı, ön ve
arka yüzünde kaç satır oldu ğu vs.) ele almı ştır.
13.  Raschmann, Simone-Christiane, Alttürkische Handschriften Teil 7, Berliner
Fragmente des Goldglanz-Sūtras Teil 3. Sechstes bis zehntes Buch Kolophone,
Kommentare Und Versifizierungen Gesamtkonkordanzen , VOHD XIII, 15,
Beschrieben von Simone-Christiane Raschmann. Stuttgart, 2005.
Altun Yaruk’un altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu kitapların
fragmanlarını içeren bu katalog, bizim bölümümüzü de (6. kitap 12. bölüm) içinde
barındırmaktadır. Kitabın giri ş kısmında Altun Yaruk’a ait on kitabın otuz bir
bölümün fragmanlarının listesi yer alır. Buna göre altıncı kitabın 56 fragmanının ve
40 vara ğının oldu ğu belirtilir (Raschmann, 2005, 12). 401 katalog numarasıyla
ba şlayan çalı şma 763’le son bulur. Fragmanların her birini tek tek ayrıntılı bir
biçimde ele alan Raschmann, katalo ğun sonunda Altun Yaruk’un 10 kitabının
ayrıntılı bir listesini (katalog numarası, demirba ş kaydı, bulundu ğu yer olmak üzere)
verir .
14. Raschmann, Simone-Christiane, Ablet Semet, “Kommentierte Bibliographie von
ausgewählten chinesischen und uigurischen Arbeiten zum Altun Yaruk Sudur ”, UAJb
N. F. 20, 2006: 233-240.
S. Raschmann ve A. Semet tarafından hazırlanmı ş bu bibliyografik çalı şmada, Altun
Yaruk Sudur üzerine yapılmı ş Yeni Uygurca ve Çinceden seçilmi ş kaynakların
12
açıklamalı tanıtımının yer aldı ğını gömekteyiz. Altun Yaruk üzerine çalı şılmı ş
toplam 32 eserin tam künyesi ve tanıtımı yer almaktadır.
15. Raschmann, Simone-Christiane, Ablet Semet, “Neues zur alttürkischen
„Geschichte von der hungrigen Tigerin“, Aspects of Research into Central Asian
Buddhism , In memoriam K ōgi Kudara. Berlin, 2008: 237-275
S. Raschmann ve A. Semet 2008’de yayımladıkları bu çalı şmada AY’un X. kitabında
(=26. bölüm) yer alan Aç Bars hikayesinden önceki metinde yer alması gereken,
ancak bugün kayıp olan kısmına ait fragmanları (Mainz ve Berlin) Çince metne göre
sıralayıp, yazı çevirimi ve harf çevrimini yayınlamı şlardır. Metnin Vy āghr ī-Jātaka’ya
ait oldu ğunu belirtirler. Çalı şmada 26. bölüm ve bu hikayeye de ğinen kaynaklar
(Çinli hacılar Faxian ve Xuanzang’ın eserleri) gözden geçirilir. Diyebiliriz ki
Raschmann ve Semet yaptıkları çalı şmasıyla yakla şık 90 satır olması gereken bu
kayıp olan bölümü neredeyse tamamlamı şlardır. Söz konusu çalı şmada toplam 58
satır yer almaktadır. Bu kısımlar Taisho metninde 450c20 ile 451a24 arasında yer
almaktadır.
16. Skj ӕrvø, Prods Oktor, The Most Excellent Shine of Gold, King of Kings of
Sutras, The Khotanese Suvar ṇabh āsottamas ūtra Volume I, The Khotanese Text With
English Translation and the Complete Sanskrit Text . Ed. Şinasi Tekin, Gönül A.
Tekin, Harvard University 2004. 381 sayfa + 8 kaynakça.
İki ciltten olu şan bu çalı şmanın I. cildinde Suvar ṇabh āsottamas ūtra ’nın tarihi,
Sanskritçe versiyonu, Orta Asya’daki Sanskritçe fragmanların tablosu, Tibetçe ve
Çince versiyonu hakkında bilgi verilir. LXXIII’e kadar süren bu genel bilgilerin
hemen ardından 371 sayfalık Hotan metni ve Sanskritçe metin gelir. Ek kısmı ise
Sanskritçe fragmanlarla biter.
Skj ӕrvø, Prods Oktor, The Most Excellent Shine of Gold, King of Kings of Sutras,
The Khotanese Suvar ṇabh āsottamas ūtra Volume II , Manuscript, Commentary,
Glossary, Indexes , Harvard 2004. 421 sayfa + kaynakça.
Yukarıda bahsetti ğimiz çalı şmanın ikinci cildi olan bu eser, el yazması, açıklama,
sözlük ve indeksten olu şmaktadır.
17. Zieme, Peter, Altun Yaruk Sudur, Vorworte und das erste Buch , Berliner
Turfantexte XVIII, Brepols, Turnhout 1996, 230 sayfa + LXXXVIII tablo.
Peter Zieme, giri ş kısmında Altun Yaruk’un ele aldığı I. kitabın içeri ğine de ğinir,
Çince denkli ği ile kar şıla ştırarak Eski Uygurca metnin Çinceden ayrılan farklı
13
yönleri hakkında bilgi verir. Berlin ve Petersburg fragmanlarının katolo ğunu aktarır.
Berlin fragmanlarının transliterasyonunu yaptıktan sonra ise metnin
transkripsiyonuna Almanca çevirisine yer verir. Metnin tespit edilen Çince
denklikleri de metnin transkripsiyonunun hemen yanında verilir.  Metne ili şkin
açıklamaları da dipnotta görmekteyiz. Çalı şma terminolojik olarak hazırlanmı ş bir
dizin (buda adları, bodhisatva adları, mistik varlıklar, ki şi adları, yer adları, zamanla
ilgili kavramlar, çiçek adları, hayvan adları, ibadete ili şkin kelimeler, di ğer objeler,
renk adları, dogmatik ve di ğer terimler) ve LXXXVIII olu şan listeyle son bulur. 1.3. Yöntem
1. 3.1. Berlin Fragmanları
Berlin fragmanları koleksiyonundaki fragmanlar U ve Mainz olmak ayrı ayrı
işaretlerle gösterilmi ştir. 6. kitabın 12. bölümüne ait 56 tane fragmanın, 50 tanesi u
fragmanı ve 6 tanesi ise  Mainz fragmanıdır. Bu fragmanlardan 5 u fragmanın
orijinalinin sava şta yok oldu ğu dü şünülmektedir. Söz konusu fragmanlar için bk.
Fragmanlar bölümü.
Fragmanlar kısmında Simone Raschmann tarafından hazırlanmı ş (Raschmann, 2005,
374-376) olan 6. kitaba ait fragmanların listesi aktarılmı ştır. Her fragmanın ba şında
katalog numarası, fragmanın bulundu ğu yer ve Altun Yaruk’ta denk geldi ği satır
aralıkları verilmi ştir. Fragmanların Petersburg yazmasından ayrılan yönleri metin
kısmında dipnotla gösterilmi ştir.

ÖZLEM AYAZLI,DOKTORA TEZİNDEN ALINTIDIR 2009 Altun Yaruk Sudur VI. kitap
The S?tra of Golden Light VI. book
Posted in TÜRKOLOJİ | Tagged | Leave a comment